Esas Hukuk Anasayfa

Sınır Tanımayan Hukukçular

ri 11Hukukçuların başka ülkelerde büro açma hayali kurduğu günümüzde kendini hukukçu kimliği ile kabul ettiren yurttaşlarımız da var. Amerika’ya mastır için giden Avukat Remzi Güvenç Kulen ile bir söyleşi yaptık. Eğitimi sonrasında New York’a yerleşen meslektaşımız misyonunu “Amerikaya gelen yabancıların ülkeye yumuşak inişini sağlamak” olarak tanımlıyor.  Başarılı çalışmaları ile Amerikan televizyonlarına konuk olan meslektaşımız ile yaptığımız röportajı saygılarımızla sunuyoruz. Merhaba Remzi Bey, nerede doğdunuz? Kastamonu’nun Tosya ilçesinde doğdum. Baba tarafından Boşnak’ız. Türkiye’ye göç edince Sakarya’ya yerleşmişler. Sonra babam Tosya’ya yerleşmiş ve oradan evlenmiş. Hukuk fakültesini nerede bitirdiniz? Marmara Hukuk mezunuyum. Marmara’yı bitirdikten sonra İstanbul’da stajımı tamamladım. Mastır için Amerika’ya geldim. New Orleans’ta Tulane Hukuk fakültesinde mastır yaptım.
 
Ne zaman Amerika’ya gittiniz? Stajdan hemen sonra 1999 senesinde. Ben Amerika’ya geldikten 2 hafta sonra Turkiye’de deprem oldu, çok üzülmüştük. Annem ve babam depremin olduğu gece Sakarya’da kalacaktı. Aniden karar değiştirip bir gün önceden yola çıkmışlar. Sonradan bakıyorlar ev temelden kaymış ve çatlamış. Giysi dolabı da yatağın üzerine yıkılmış. Allah korudu.
AMERİKA’DA TÜRK OLMAK
Amerika’da Türk olmanız nedeniyle engellerle karşılaşıyor musunuz?
Master sınıfında iki-üç Alman arkadaş vardı. Sınıfta 3-4 Türktük. Bizleri tanıyana kadar bayağı soğuk durdular. Onun dışında Amerika’da Türk olduğum için hiç engel görmedim. Aksine kültürümüzün zenginliği ve ülkemizin güzelligi hep önumüzü açan bir referans oldu. İş ararken zorluklar yaşamadık değil ama bu ABD ile ciddi bir ticaretimizin olmaması ve Türk hukukçusuna ihtiyaç duyan ABD hukuk bürolarının yok denecek kadar az olmasından kaynaklanıyordu. 11 Eylül bu ülke için bir travmaydı. Ben Dünya Ticaret Merkezine birkaç blok öteden faciayı canlı yaşadım. Müslümanlara bakış değişti. Ama Türk toplumu bu feci olayı Anadolu Müslümanlığını anlatmak için bir fırsat olarak değerlendirdi.
Müvekkilleriniz genellikle Türkiye’den gelenler mi? Biz göçmenlik hukuku ve ticaret hukuku üzerine çalışıyoruz. Çalışma ve oturma izinlerinin alınması, şirket kurulması, her türlü sözleşme ve ticari markalar alanımıza giriyor. Bunun dışında uluslararası alacak davalarına da bakıyoruz. Müvekkillerimiz büyük oranda Türklerden oluşuyor ama Amerikan şirketleri, Balkan ülkelerinin vatandaşları da var. Göçmenlerin Amerika’ya yumusak iniş yapmasını sağlıyoruz.
Avukatlık yapmak için Amerika’yı tercih sebebiniz nedir?
Aslında bu kadar uzun kalmak değildi düşüncem. Amerika’ya gelmek mastır düşüncesi ile başladı. O zamanlar şimdiki gibi İngilizce bilginizi kullanabilecek büro çok değildi Türkiye’de. Fakülteden mezun olunca ne yapacağım diye düşünüyordum. Kendi aramızda da konuşuyorduk, herkesin söylediği icra takibi ile başlarız sonrası Allah kerim… Ben İngilizcemi heba etmek istemedim. Master yaparsam önüme farklı opsiyonlar çıkabilir diye düşündüm.
Türkiye’ye dönüp avukatlık yapmayı düşündünüz mü? Evet, mastırı bitirdikten sonra New York’a yerleştim ama alanımla ilgili iş bulamadım. Türkiye’den mülakata çağıran bürolar oldu. Eğer dönseydim deniz ticaret hukuku ile uğraşmak isterdim. O arada New York baro sınavını geçtiğimi öğrendim. Biraz daha Amerika’da kalayım tecrübe edineyim diye düşündüm. Sonra kapı kapıyı açtı, artık 13 sene olmuş.  
Amerika’da avukatlık için Türkiye’de alınan diploma yeterli mi?
Bir kere avukatlık yapmak için baro sınavını geçmek lazım. Her eyaletin ayrı baro sınavı var. Baro sınavına girmek için de 3 yıl süren hukuk fakültesini bitirip diploma almanız lazım. Buna JD deniyor. Bunun bir istisnası var o da şu; bazı eyaletler kendi ülkesinde hukuk okumuş kişilere Amerika’da mastır yapmaları halinde baro sınavına girme izni veriyor. Bu eyaletler arasında New York, California ve Louisiana gösterilebilir. Türk hukuk fakültelerinden alınan diplomanın böyle bir faydası var, sadece mastır yaparak baro sınavına girebilirsiniz.
Amerika’daki hukuk eğitimi ile Türkiye’deki hukuk eğitiminin benzeyen, ayrılan yönleri nelerdir?
Türkiye’de liseden mezun olunca hukuk okuyabiliyorsunuz. ABD’de hukuk eğitimi 4 yıllık üniversite eğitiminden sonra veriliyor ve 3 sene sürüyor. Yani mastır seviyesinde bir eğitim. Şöyle düşünün, ABD’de hukuk okuyan herkesin aslında bir başka alanda üniversite eğitimi var. Hatta çoğu hukuk fakültesi öğrencisinin üniversiteden sonra iş tecrübeleri de oluyor. Ortalama 28-29 yaşında avukat olunabilen bir ülkeden bahsediyoruz. Tabii ki avukatların daha önce bir üniversite eğitiminden geçmiş olmaları, iş tecrübelerinin olması ve hukuku bilinçli olarak ve ne yapmak istediklerini bilerek okumaları hukuk eğitimini de farklı kılıyor. Derslere çalışmaları için öğrencileri zorlamanıza gerek yok. Zaten çalışıyorlar.  Mastır yaparken sınavlarda hocalar öğrencilerin başında durmazdı. Kopya çekmek çok ayıp sayılıyor ve kimse tenezzül etmiyor. Bir de eğitim metodu farklı. Hoca sınıfa geldiğinde dersi pek anlatmaz. İşlenecek konu önceden bellidir, bunu sizin okuyup gelmiş olmanız lazım. Okumadan gelirseniz Fransız kalırsınız ve o gün hiçbir şey anlamazsınız. Derste anlatılanlar bu okumanın üzerine bina edilecek bilgilerden, nüanslardan ve pratik hayattan alınan örneklerden ibarettir. Okullarda full-time profesör sayısının az olduğunu fark ettiğimde şaşırmıştım. Daha çok adjunct denilen, avukatlık yapan ama aynı zamanda part-time derse giren hocalar vardır. Bu şekilde pratik hayat devamlı derslere yansıtılmaya çalışılıyor.
Bulunduğunuz eyalette kaç avukat var?
Bizim büromuz New York eyaletinde. 2012 verilerine göre, 65,640 avukat var. Amerika’da hukukçu enflasyonu olsa da Türkiye’deki boyutlarda değil. Bunda hukuk eğitiminin çok pahalı olması, üniversiteden sonra 3 yıl daha okumayı gerektirmesi bir etken tabi. Çalışma Bakanlığı verilerine göre 2001 yılında 917,000 avukat varken 2010 senesinde bu rakam 1,040,000 olmuş. 10 yıl içinde toplamda %1. 5 oranında artış ki bu diğer mesleklerle karşılaştırıldığında oldukça düşük bir oran. Amerika’da açılan tahmini avukat pozisyonlarının sayısı yıllık 26,000 iken ve yeni üniversiteyi tamamlayan hukukçuların sayısı yıllık 44,000 civarında. Bu nedenle az da olsa arz fazlalığı var denebilir. Hukuk sektöründeki işsiz lik oranı ise Amerika’daki genel işsizlik oranıyla karşılaştırıldığında çok az. 2010 yılında avukatların işsizlik oranı %1. 5 iken ulusal işsizlik oranı %9. 6 idi.
Amerika’da avukatlar istedikleri her alanda çalışabiliyor mu?
Baro sınavını geçen bir avukat aslında istediği alanda çalışabilir. Ancak Amerika’da uzmanlık çok önemli. Herkes uzman olduğu alanda çalışır. Bir avukatın birden fazla alana konsantre olması pek mümkün değil. Hem hukuk çok derin hem de zaman buna müsaade etmiyor. Bizim büroda da herkesin uzmanlığı ayrıdır. Amerika’da avukatların reklam yapmasına engel olmadığını biliyoruz. Türkiye’de ise etik olarak uygun görülmüyor. Amerika’da avukatlık mesleği bir ticari servis olarak görülüyor. Bu nedenle avukatların reklam verme yasağı yoktur. Avukatlar televizyon, gazete, dergi, panolar ve internet üzerinden reklam yapabilir. Reklam verme hukukçular arasında haksız bir rekabete yol açmıyor çünkü avukat tutarken tek kıstas reklam değil. Halk avukat tutmadan önce, avukatın itibarını, konu üzerindeki bilgisini de göz önünde bulundurur. Aynı zamanda, Amerika kapitalist bir ülke olduğu için avukatlar zaten yüksek rekabet altında bulunmaktadır.
Reklam verme konusunda sınırsız bir serbesti mi var?
Verilen reklamlar FTC adlı federal bir devlet birimi tarafından kontrol edilmektedir. FTC’nin görevi Amerika’daki tüketici haklarının korunması ve reklamlardaki bilgilerin gerçek olmasını sağlamaktır. Verilen reklamların doğru, dürüst ve etik olması,  fiyat veriliyorsa bunun dürüst ve açık bir şekilde gösterilmesi ve rakibe karşı yapılan iddialar varsa bunların kanıtlanmış olması çok önemlidir.
Hakimlerin siyasi partilere üye olduğunu işitmiştim gerçekten doğru mu? Doğru ise hakimin objektif karar verip vermediği hususunda endişe ettiğiniz oluyor mu?
Evet, Hakimlerin büyük bir çoğunluğu siyasi partilere üyedir. Federal hakimler atanarak, eyalet hakimleri de bazı eyaletlerde atanarak, bazı eyaletlerde birden fazla metot takip edilerek (atama, seçim) iş başına gelir. Ancak atanan hakimlerin de çoğunlukla bir onay sürecinden geçmeleri gerekmektedir. Mesela en yüksek Federal Mahkeme olan Supreme Court’un (bizdeki Anayasa Mahkemesi benzeri ama her konuda davaya bakma yetkisi var) hakimleri devlet başkanı tarafından atanır. Başkanlar çoğu zaman kendilerine yakın partiden aday gösterir. Bu adayların hakim olabilmesi için Senato onayı gerekir. Hakimlerin yeni çıkan kanunlarda ve kanunların  nasıl yorumlanacağı konusunda büyük etkisi olabilir. Demokrat veya Cumhuriyet partiye üye olan hakimlerin çoğunlukla kendi partisinin bakış açısını taşıdığı düşünülmekte. Bu nedenle, hakimlerin yasaların nasıl yürütüleceği hakkında belirli düşüncelere sahip olmakta. Mesela Demokrat hakimlerin suçlu hakları konusunda Cumhuriyetçi hakimlere göre daha destekleyici olduğunu görüyoruz. Ama, hakimlerin görevi halka hizmet ve onların hürriyetini korumaktır. Bu nedenle, hakimlerin bakış açıları farklı olsa da çoğunlukla objektif kararlar verdikleri düşünülüyor. Yani parti üyesi diye aka kara, karaya ak diyemez. Ayrıca hakimlik çok saygın bir meslek olduğu için hakimler bu şekilde yanlı karar verirlerse adlarının ve geriye bırakacakları hukuk mirasının lekeleneceğinden endişe ederler. Amerikan sistemi içtihat hukuku ile ilerlediği için hakimlerin kararlarının hukukun oluşumunda çok önemli etkisi var. Bu konu halk arasında ufak seviyede endişe oluşturabiliyor. Fakat, duruşmaya çıkan şahıslar bu konu hakkında bir endişe duymuyorlar, çünkü hukuk sistemi politik inançlar tarafından etkilenmi görevyor. Mahkemede bulunan şahıslar politik görüşlerini açıklamak ve yansıtmak zorunda değiller. Hakimlerden önyargısız karar vermeleri bekleniyor.
Türkiye hakkında Amerika’daki kanaat nedir? Özellikle son günlerde Amerikan gazetelerinin manşetlerine taşınan İstanbul’da işlenen Serai Sierra cinayeti Türkiye’nin imajına zarar verdi mi? Amerika’da da bu gibi olaylar yaşanıyor mu?
Amerikalılar Türkiye’yi güvenilir ve güzel bir ülke olarak görüyorlar. Amerikalılar büyük bir zevk duyarak Türkiye’ye bol bol seyahate gidiyorlar. Aynı zamanda Amerikan halkı Türklere sıcak bakıyor. Serai Sierra cinayeti Amerika’da medya tarafından olduğu gibi, çarptırılmadan, ve abartılmadan gösterilmiştir. Türkiye’nin imajının sarsıldığını düşünmüyorum, çünkü benzeri olaylar sadece Amerika veya Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde yaşanabiliyor. Aralık 2012 de Sandy Hook ilkokulunda yaşanan katliam Amerika’nın yabancı olduğu bir olay değildi. Çünkü, benzeri olaylar Amerika’da zaman zaman olabiliyor.   
Amerikan halkının hukuka yaklaşımı hakkında bilgi verir misiniz?
Amerika’daki hukuk sistemi çok dikkatli bir şekilde oluşturulmuş ve çok disiplinli bir şekilde uygulanıyor. Kanunlara uymazsanız eninde sonunda hesabını vereceğiniz düşüncesi insanları kurallara uymaya itiyor. Ayni zamanda ince düşünülmüş kanunlar da insanların haklarını etkin şekilde koruyor. Bunun sayesinde Amerika halkı genel itibari ile mevcut hukuk sisteminden mutlu denebilir. Amerikan halkının en önemli özelliklerinden biri her konunun uzmanı tarafından halledilmesi gerektiğine olan inançlarıdır. Küçük işletme sahipleri bile avukatsız iş yapmazlar genelde.
Hukuka inanca kişisel değerlere saygı noktasında Amerikan toplumundan alabileceğimiz neler var?
Burası göçmen ülkesi, herkes vakti zamanında bir zulümden kaçıp gelmiş o nedenle kişisel değerlere ilişkin özgürlük Amerika’da çok önem verilen bir konudur. İnsanların ifade özgürlüğü veya özel mülkiyette izinsiz araştırma yapılamama hakkı bunlardan bazıları. Ama, herkesin özgürlüğünün de bir limiti var ve bu kısıtlamalar eşittir. İnsanlar başkalarının özgürlüğünü veya egemenliğini risk içine sokma özgürlüğüne sahip değildir. Ayrıca, hukuk ve kanunların önünde ayrımcılık yapılmaz ve herkes bir tutulur. Amerika’nın anayasasında din özgürlüğü de mevcuttur. Mesela Cuma günleri namaz saatlerinde halk arabasını daha özgürce park edebiliyor. Trafik kanunları o gün için askıya alınıyor bir nevi, görev liler daha hoşgörülü yaklaşıyorlar. Ancak, güvenliğin söz konusu olduğu durumlarda dini inançlar ve adetler bazen uygulanamayabiliyor. Örneğin, baş örtülü bir bayan kimlik için gerekli olan fotoğrafta yüzünü de kapatmak isterse bu kabul edilmez çünkü yüz kapatmak kimlik tespitini imkânsız kılıyor. Bu da güvenliğe aykırı. Kimliklerde şahısları tanımlayamayacak şekilde resme izin verilmiyor. Bunun dışında baş örtülü şahısların yüzleri görülmesi kaydıyla resim vermesine karışan yok.
Türkiye’de bazı siyasi yaklaşımlar Amerika’nın Irak’a askeri müdahalesini Amerikan toplumundaki medeni görüntü ile bağdaştırmıyor Amerika’yı samimi olmamakta itham ediyor. Toplumun yaklaşımı nedir?
Amerika halkının çoğu savaşa karşı ve askerlerin biran önce geri dönmesini istiyor. Amerika’daki okumuş, tahsilli ve bilinçli nüfus Amerika’nın Irak’a asil askeri müdahale yapma nedeninin farkında ve propagandalara inanmıyorlar.
Yurtdışında avukatlık yapmak isteyenlere neler tavsiye edersiniz? Amerika’da avukatlığı tavsiye eder misiniz? Avukat adayları bunun için nereden başlamalılar?
Türk hukukçularına Amerika’da avukatlığı tavsiye ederim ama maddi manevi çok fedakârlığı göze almak gerekiyor. Eğer amaç ABD’de avukatlık yapmak ise 3 yıllık hukuk fakültesine gidip JD diplomasi almayı öneriyorum. Bu sayede tüm eyaletlerin baro sınavına girebilirsiniz. Ayrıca hukuk eğitiminizi ABD’de almış olacağınızdan iş bulma imkânlarınız çok artar. Hukuk fakültesi için çok çok iyi İngilizce şart. Ayrıca LSAT sınavlarını geçmek lazım. Hukuk eğitimi çok pahalı ve burs imkânı çok az. Bu nedenle Amerikalılar genelde düşük faizli banka kredisi ile hukuk eğitimini yapar, mezun olduktan sonra 5-10 sene borç öderler. Bu olanak maalesef ABD’de oturumu olmayan kişiler için pek geçerli değil. Mastır 1 sene sürüyor, yani maliyeti daha düşük. Fakat mastır mezunları sadece belli eyaletlerde baro sınavına girebiliyorlar. Sınavı geçseler de iş bulma ihtimalleri çok çok düşük. Avukatlar bugün Amerika’da en etkin yerlerde hizmet ediyor. Türk avukat sayımız az, keşke daha çok avukatımız olsa, her alanda uzmanlığımız bulunsaydı. 10-15 seneye kadar burada yetişen Türk çocukları sayesinde resim değişecek diye düşünüyorum.
Amerika’daki avukatların refah düzeyi nedir?
Çalışma Bakanlığı verilerine göre Amerika’daki avukatların ortalama maaşı 113,000 dolar civarında. Fakat bu maaş seviyesi avukatın uzmanlık alanı, tecrübesi, basari seviyesi, bulunduğu eyalet ve vekalet ücretini tahsil metoduna göre değişebilir. Örneğin, verilere göre New York’taki avukatlar yılda ortalama 151,000 Dolar kazanırken, Florida eyaletindeki avukatlar ortalama 120,000 Dolar kazanıyorlar. Bu maaşları değerlendirirken yaşam masrafları da dikkate alınmalı. Amerika’daki standartlara göre, yılda 100,000 Doların üzerinde kazanan aileler orta direğin üstünde sayılabilir.
Yeni başlayan avukatlar için durum nedir?
Bu konu hakkında detaylı bir araştırma yok pek. Okuması pahalı olduğu için mezun olan avukatlara belli bir maaş verilmesi genel kabul görüyor. Çünkü avukatlar 5-10 sene okul borcu ödüyor genelde. Elimizde bulunan bilgilere göre yeni başlayan avukatlar yılda 54,000 Dolar’la 75,000 Dolar arasında kazanmaktadır. Fakat, bu herkes için geçerli değildir, daha az veya daha yüksek de olabilir. Kazanç seviyesi avukatların bitirdiği okula, uzmanlık alanına ve çalıştığı firmaya göre değişir. Bir de bunlar genelde kendi işini kuran avukatların değil bir hukuk bürosunda işe yeni başlayan kişilere verilen maaşlar olarak düşünülmeli. Kendi işinizi kurarken durumunuzu en az iki sene para kazanmayacak şekilde ayarlayarak başlamanız lazım.
Hakimlerin gelir durumu hakkında bilgi verir misiniz?
Çalışma Bakanlığı verileri ve son yapılan bağımsız araştırmalara göre, 2008 ve 2009 yıllarında hakimlerin yıllık maaşı 100,000 Dolar’la 217,000 Dolar arasında. Maaşlar hakimin tecrübesine, bulunduğu pozisyona ve yaptığı göreve göre değişmektedir.
Ücretlendirme nasıl oluyor? Büro kirası nedir?
Avukatlar genelde saatlik ücret üzerinden çalışır. Ortalama saatlik ücret $300-$450 arasında değişir. Daha çok da olabilir. New York’ta ilk çalıştığım büro 1500’e yakın avukat çalıştırıyordu. Yanında eğitim aldığım avukatın saatlik ücreti $800’di. Ücretler avukatlara, branşlarına ve çalışma prensiplerine göre de değişir. Avukatlar müvekkillerinden değişik yöntemlerle ücretlerini alabilir. Örneğin, bazı avukatlar saatlik olarak çalışır. Böylelikle eğer avukat kişinin davası üzerinde 5 saat çalışmışsa, müvekkilden 5 saatlik ücret talep eder. Bazı dosyalarda flat fee dediğimiz sabit ücret uygulanır. Bir de contingency dediğimiz metot var ama uygulama alanı dar. Bu metotta avukat sadece davayı kazanırsa kazanılan miktarın bir kısmını (genelde %33) avukatlık ücreti olarak tahsil eder. Eğer dava kaybedilirse, müvekkil avukata ‘masraf ücreti’ ödemek zorunda kalabilir (avukatla müvekkil arasında yapılan anlaşmaya göre değişir). Bazı avukatlar da fix ücretlerle ça lışmayı tercih eder ve bu ücretler avukat tarafından belirlenir. Ayrıca, genelde avukatla ilk görüşme zamanında danışma ücretleri talep ederler. Bu ücret depozito görevini görmektedir. Büro kirası çok göreceli kavram. Bizim bulunduğumuz Manhattan’da bir odaya $3500 kira verebilirsiniz. İç kesimlerde $3500’a bir katı komple kiralayabilirsiniz.
Türkiye’de en büyük sorun vekalet ücretinin güçlükle tahsil edilmesi. Amerika’daki durum nedir?
Avukatların neredeyse tamamı ücret ödendikten sonra gerekli işlemlere başlar. Mesela sabit ücret uygulanacaksa en az yarısını ya da tamamını almadan başlamayız. Saatlik çalışırken de “retainer” dediğimiz hesaba müvekkil baştan para yatırır. Fatura kesildikçe para müşteri hesabından avukat hesabına aktarılır. Avukatlar müvekkillerinden gerekli ücretleri almakta zorluk çekmiyorlar. Burada müvekkillerin olaya yaklaşımı da önemli. Para ödemeden avukatın çalışmayacağını bilirler. Bu genel kabul görmüş bir meslek prensibidir. Türkiye’de servis sektöründe tahsil sorunu hep vardı. Biz Türkler bu adetlerimizi Amerika’da da bir nebze devam ettiriyoruz. Eğer sattığımız bisküvi olsa bunu ücretsiz almanın doğru olmadığını insanlar bilirler. Niye? Çünkü bisküvi elle tutuluyor, gözle görülüyor. Markete girip ben sadece bisküvinin tadına bir bakacağım diyemiyorsunuz. Ayni insana bizim sermayemizin zaman olduğunu anlatmak çok zor. Bütün bunlar bir yana elimizden geldiğince Türk insanına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Kendimizi ayni zamanda Türklerin burada başarılı olması için görevli ve sorumlu hissediyoruz. Her gün en az 1-2 tane böyle ücretsiz telefonunu aldığımız, yol gösterdiğimiz insan vardır herhalde.
New York’ta Baro’ya aidat ödüyor musunuz? Ödüyorsanız aidat ne kadar? Baro’nun ne gibi hizmetleri var? Mesleki saygınlık ve dayanışma için neler yapıyor Baro?
Amerika’daki barolar eyalet bazında düzenlenmiş meslek teşkilatlarıdır ve üye olmak mecburi değildir. Barolara üye olmayı tercih eden avukatlar belirli ücret öderler. Barolar avukatları bir araya getiren ve bilgi iletişimini sağlayan bir organizasyon görevini görür. Amerika’da avukatlar mahkemeye kayıt olmak zorundadır. Eyalet bazındaki bu adli organizasyon bir nevi Türkiye’deki Baroya kayıt görevini görmektedir. Mesela New York’taki avukatlar, her iki yılda bir mahkeme teşkilatına 375 Dolarlık aidat ödemek ve kayıtlarını yenilemek zorundadır. Yine her iki yılda bir “Continuing Legal Education” denen 20-25 kredilik hukuk eğitimini de tamamlamak zorundasınız. Bu sayede avukatlık yaparken devam etmek zorunda olduğunuz yasal eğitim ile gelişen hukuka ayak uydurmanız ve kopukluk yaşamamanız amaçlanıyor. Eğer bu dersleri almazsanız para cezası ve barodan silinme cezası alabilirsiniz. Remzi Bey, ufuk açan, Amerika hakkında bir hukukçunun bilmesi gereken samimi açıklamalarınız nedeniyle teşekkür ediyoruz.

16.000

Toplam 29.000 kayıtlı avukatın bulunduğu İstanbul Barosu’nda işçi statüsünde çalışan avukat sayısı

% 117

Merkez Bankası’nın verilerine göre 2012 Mayıs ayında bir önceki yılın mayıs ayına oranla karşılıksız çek oranında % 117 artış kaydedildi

9.327

Türkiye’de bulunan 45’ten fazla Hukuk Fakültesi’nin 2012 yılı toplam öğrenci kontenjanı

30

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 12 Eylül İddianamesinde yer alan sistematik işkence sayısı. Bu işkencelerden bazılarının ismi bile insanlık onurunu ezer mahiyette. İşte o işkencelerin bazıları: Köpek saldırtma, zincir germe, ranza altı, işeme, lağım suyuna sokma, tecavüz, cop sokma

20.000

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Ağustos 2011 itibariyle Türkiye ile ilgili karar verilmesi beklenen yaklaşık 20 bin dosya bulunuyor

%81

Ankete bağlı bazı ek istatistikler gösteriyor ki Amerika’da bulunan avukatların %81’i boşanma davalarında dosyaya delil olarak sosyal ağ sitelerinden elde edilen kanıtları sunuyor

5’te 1

Amerikan Evlilik Avukatları Akademisi tarafından yapılan yeni bir anketin sonuçlarına göre Facebook, Amerika’daki gerçekleşen her beşinci boşanma nedeninin arkasında yatan temel unsur

74.492

31.12.2011 tarihi itibariyle, Türkiye Barolar Birliği’ne kayıtlı avukat sayısı

19 Yıl

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi 19 yıl sonra, Sivas olayları sonucu hayatta olan 5 sanık hakkında, zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesine karar verdi. Mahkeme ayrıca, Türk Ceza Kanununun 77. Maddesi gereği “insanlığa karşı suçlar” da zamanaşımı işlemeyeceği yönündeki itirazı da reddetti.

200.000.000 TL

6 Şubat 2012’de hizmete giren ve Türkiye’nin en büyük ceza ve tutukevi kampüslerinden olan, Aliağa Ceza İnfaz Kurumu’nun yapımı için harcanan toplam para.

554.226

Yargıtay’da 2011 yılından 2012 yılına devreden toplam dosya sayısı. Bu sayının bir önceki yılda 536.314 olduğu göz önünde bulundurulursa, Yargıtay’ın iş yükü her geçen artıyor.

6 Ay

Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunla, tedbir kararına aykırı davranma halinde (15 günden 30 güne kadar olmak üzere) toplam 6 ayı geçmemek kaydıyla zorlama hapsine karar verilebilecek

TOKİ 'ye Yaklaşık 20 Bin Dava Açıldı

TOKİ Başkanlığı projelerinde, konutların geç teslim edilmesi nedeniyle, alıcılar tarafından açılan 18 bin 20 adet tazminat davası, teslim edilen konutlarda eksik ve kusurlu işler olduğu iddiası ile TOKİ Başkanlığı aleyhine açılan bin 604 adet dava bulunduğunu ortaya koydu. 

Dünyanın En Garip Yasaları

- Louisiana’da yeni çıkan bir yasaya göre, anaokulundan liseye kadar tüm öğrenciler öğretmenlerine “bayım” ya da “hanımefendi” demek zorunda. - Fransa’da rayların üzerinde öpüşmek yasak. 

Bir Davada 2 Milyon Davacı!

Kanada’nın Fransızca konuşulan Quebec bölgesinde aralarında sigarayı bırakmış olanların da bulunduğu yaklaşık 2 milyon sigara tiryakisi, ülkedeki sigara üreticilerinden 27 milyar dolar tazminat istemiyle açtıkları kolektif dava Montreal’de başladı. 

Silerken Dikkat

ABD’li baba Marvin Potter, 30 yaşındaki kızını sosyal paylaşım sitesi Facebook’taki arkadaş listesinden silen talihsiz çifti, öldürerek intikam aldı. Başlarından vurularak öldürülen çiftin bebeği annesinin kucağında zarar görmemiş şekilde bulundu.

Ayda Ecrimisil

Arsaların 373 ila 777 kron (yaklaşık 20 ila 40 dolar) arasında satıldığı açıklanırken, Çek vatandaşlarının aydaki arsaları sevdiklerine hediye amaçlı satın aldıkları kaydedildi.

Katliamdan Hemen Sonra Breivik

Norveç’in başkenti Oslo’da ve Utoya adasında 77 kişiyi kendi tabiriyle “nesli müdafaa” (!) için öldüren Breivik’in, katliamdan 90 dakika sonra gözaltında çekilen ilk resmi mahkemeye sunuldu. Breivik’in, adada 69 kişiyi öldürüp polis tarafından gözaltına alındıktan hemen sonra çekilmiş bir fotoğrafı yayınlandı. [...]

Rusya “Hadım Yasasını” Onayladı

Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev, çocuk tacizcilerine kimyasal kastrasyonla hadım ve ömür boyu hapis dahil sert cezalar öngören yasayı onayladı.  

Türkiye AİHM’i Yavaşlatıyor

Aralarında İtalya Senato Başkan Yardımcısı Emma Bonino ve NATO eski Genel Sekreteri Javier Solana’nın da bulunduğu bir grup politikacı, parlamenter, yazar ve akademisyen tarafından Financial Times’e gönderilen mektupta AİHM’in ağır yükünün kökünde Rusya, Türkiye, İtalya ve Ukrayna gibi ülkelerin hak ihlalleri sorununu [...]

"Tava" Davası

Rize’de, babasından miras kalan 200 lira değerindeki bakır pekmez tavasını kendisine kullandırmayan yengesine dava açan Yunus Köksal Akyıldız, mahkeme kararıyla tavayı geri aldı.

YARGILAMA, TEMYİZ DAHİL 12 AYDA BİTECEK

 Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Türkiye’nin dünyadaki acımasız rekabet içerisinde kendine daha güçlü bir yer edinebilmesi için, demokrasisini kurumsallaştırması ve sürdürülebilir hale getirmesi gerektiğini söyledi. Ergin, “Türk siyasetinin kurumsal hale gelmesi ve sürdürülebilir kılınması noktasında [...]

AVUKATTAN HADİSLİ VE AYETLİ İHTARNAME

 Avukat Tahsin Yaşar Öztürk, müvekkiline sıfır kilometre diye ikinci el araç satan firmaya çektiği ihtarnamede hadis ve ayetlere yer verdi

ŞİMDİ DE İZMİR BAROSU REDDETTİ

ŞİMDİ DE İZMİR BAROSU REDDETTİ   İzmir Barosu emekli iki hakimin avukatlık talebini reddetti   Ankara Barosu’ndan sonra İzmir Barosu da ‘avukatlara iyi davranmayan ve bilirkişilerle etik olmayan ilişki geliştiren’ iki hâkimin avukatlık talebini reddetti Geçtiğimiz günlerde Ankara 9. Ağır Ceza [...]